Bundan daha otuz yıl öncelere gelinceye kadar, ruhbilimcilerin çoğu kısmı, zekâ testlerinin aleyhinde idi ve bazı sivrilmiş psikologlar, zeka testlerine şiddetle hücum etmişlerdi. O zamandan beri zekâ testlerine, karşı durum değişmiştir. Bugün, yalnız bazı çok eski ruhbilimciler ve bazı dar görüşlü kuramcılar, bu testlerin faydasını teslim etmemektedirler. Tatbikî ruhbilim geliştikçe, onun problemleri, metotları ve görüşleri, antropolojik, içtimai, ekonomik ve diğer muhtelif alanlara uzandıkça, zekâ testleri, fertlerden ziyade kitlelere tatbik edilerek onların başarılarını standardize etme ve tek başarıyı standarda göre ölçme imkânını bize verdikçe, bu testlerin değeri de arttı. Bugün, ruhbilimciler arasında ufak bir “testçi” grubu bütün çabalarını test tertip etmeğe, test bulmağa ve onları değerlendirmeğe hasretmektedir. Diğer ruhbilimciler testlere, bazı problemlerin çözümünde faydalı, fakat hakikatte tatbik alanlarının dışında kullanılırsa tehlikeli ve zararlı vasıtalar gözüyle bakmaktadırlar. – Sık sık işitilmesine rağmen – zekâ testlerinin yalnız ameli problemler için kullanılabileceği ve hiçbir kuramsal değeri haiz olmayacağı doğru değildir. Kabiliyet ve istidatların dağılış ve frekansı, başarıların gelişmesi, erkek ve kadın, muhtelif yaşlar, İçtimaî ve meslekî gruplar, milletler, ırklar arasındaki ruhbilimsel farklar hakkında ne biliyorsak, bu bilgimizi zekâ testlerine borçluyuz. Ancak, zekâ testleri yardımı ile ruhbilimsel kuramların derinliklerine yaklaşılamaz bile. Meselâ muayyen bir istidadın yapısını, onun işleme tarzını, içinde geliştiği şartları meydana kovmak gibi şeyler, zekâ testlerinin gücü dışınla işlerdir. Bu türlü problemler, daha ince, daha elâksikî ve çeşitli tarzda ruhbilimsel deneyleri gerektirir, daha keskin ve tam gözlemleri icap ettirir, önceden tespit edilmiş kitle testlerinin yapabileceğinden daha iyi bir şekilde hususi hale ve hususi duruşa uyan araştırma ve soruşturma yollarını içerir.
Zekâ testleri ile incelenebilen problemleri, testler vasıtasıyla çözülemeyen daha derin meselelerden ayırma keyfiyeti, meselâ terbiyeyi ödevler için de varittir. Terbiyevî testler çoğu zaman olgular hakkında, henüz işlenmemiş, bazen kati olmayan bir ilk tetkike müncer olur. Bu testler, bir sınıftaki başarının uygun seviyede veya bunun üstünde veya altında bulunup bulunmadığını, okuldaki çalışmanın sağlam veya sadece üstün körü bir bilgi yaratıp yaratmadığını, bazı talebelerin birtakım işleri yapabilip yapamayacağını bir öğretmenin vazifesinin ehli olup olmadığını meydana çıkarır. Fakat olguların niçin göründükleri şekilde oldukları, hangi şartlar içinde vuku buldukları, nasıl değiştirilebilecekleri hakkında katî hükümler verebilmek için, bütün bunların daha ince metotlarla incelenmesi, ferdî başarı ve hallerin daha dakik tabiileri icap eder. Bununla beraber olguların bir ilk tetkiki için, önceden denenmiş testleri kullanmak, bu testleri başka insan gruplarına, başka dillere, başka İçtimaî ve kültür şartlarına göre uyarlamak, yeni testler icat etmek ve bunları denemek, önemli bir iş olarak baki kalmaktadır.
Hiçbir batı memleketi yoktur ki orada zekâ ve terbiye testleri, araştırmalar veya amelî maksatlar için kullanılmış olmasın. Türkiye’de de muhtelif testler muhtelif zamanlarda tercüme edilerek kullanılmıştır; bilhassa Prof. Sadrettin Celal Antel bu işle meşgul olmuştur. Fakat sadece tercüme, bunları henüz kullanılacak bir hale sokamamıştır. Onları, memlekette oldukça büyük bir insan kitlesinden alınacak neticelere göre standardize etmek icap eder: bunların birçoğu, memleketin hususi şartlarına uydurulmağa, tadil edilmeğe muhtaçtır. İstanbul Üniversitesinin Pedagoji Enstitüsü, Binet ile Simon tarafından tasvir ve L. M. Terman tarafından tadil edilen zekâ ölçüsü klâsik metodunu standardize etmeğe ve biraz muhite uydurmağa başlamıştır. İlk neticeler hakkında “Pedagoji Enstitüsü, Psikoloji ve Pedagoji çalışmaları ihzari mahiyette bir mütalâada bulunulmuştu. Yakın bir gelecekte, okul çocuklarından 1000 kadarı üzerinde elde edilen neticelerin hepsini yayacağımızı umuyoruz. Bahis mevzuu olan araştırmada kullanılan metot yalnız bir testten değil, bir test sisteminden ibarettir. Diğer taraftan, bir seri tek testin değerlendirilmesi ve uyarlanması hakkında da yakında malûmat vereceğiz. Bu meyanda, henüz bitiremediğimiz “performance” testinin yani sözel başarıyı gerektirmeyen bir test sisteminin standardize ve adapte edilmesi işini de zikredebiliriz.
Bu kitapta ( Ordu Alfa Testleri) Dr. Refia Uğurel Şemin, diğer bir zekâ ölçüsü sistemi olan, meşhur Amerika Ördü Alfa, testlerinin çok dikkatli ve aslına tamamıyla uygun tercüme, adaptasyon ve değerlendirilmesi işini üzerine almıştır. Metodun hususiyetlerinden dolayı, bunların Türk şartlarına uygun bir hale getirilmesi, diğer testlerinkinden daha güç bir iş olmuştur. Bu, Türkiye’de tercüme, adapte ve tatbik edilen ilk grup metodudur. Askere çağrılan erlerin ve muhtelif rütbelerdeki subayların test edilmesi hususundaki değeri, birinci cihan harbinde tecrübe ile anlaşılmış ve bu harpte bir kere daha denenmiştir. Bugün vuku bulmakta olan harpte milletlerin kullandığı ruhbilimsel testler hakkındaki teferruata ait malûmatı henüz tanımamaktayız. Fakat şimdi tatbik edilmekte olan testlere yapılan imalardan, Ordu Alfa testlerinin hâlâ mühim bir rol oynamakta olduğunu tahmin edebiliriz. Asıl askerî gayesinden başka Ordu Alfa testlerinin, okul çocuklarını, Üniversite talebelerini ve meselâ mücrimler gibi, diğer erişkinleri test etmek hususunda, faydalı olduğu görülmüştür. Bu testler, muhtelif ırklara mensup, muhtelif İçtimaî, ekonomik ve terbiyevî standarttaki bir milyondan fazla insanın test edilmesini mümkün kılan yegâne zekâ metodudur.
Testleri muhtelif grup talebeye tatbik etmek ve onların kazandıkları dereceleri birbirleriyle ve aynı zamanda Amerikalı talebelerin kazandıkları derecelerle karşılaştırmak suretiyle Dr. Refia Uğurel-Şemin, memleketin en önemli okul ve eğitim meselelerinden biri olan en uygun okul çocuğu ve üniversite talebesinin seçimi hakkında alâka verici neticeler bulmaktadır.
Prof. Wilhelm PETERS
23 Şubat 1943 İstanbul
Ordu Alpha Testleri kitabına erişim için tıklayınız…