KİTAP YAKTIRMAK Prof. Dr. Mustafa Şekip TUNÇ

Üstün Yeteneklilerin Eğitimi Kütüphanesi Prof. Dr. Mustafa Şekip TUNÇ KİTAP YAKTIRMAK Prof. Dr. Mustafa Şekip TUNÇ

Ender olmakla beraber tarihin birçok devirlerinde tekerrür etmiştir. Çin, milattan evvelki üçüncü asrın sonlarında derebeylik rejiminin son buhranlarını geçiriyordu. Ayakta durabilen derebeyliklerden Ts’in Krallığı ile Han Krallığı kalmıştı. Bunlar da birbirleriyle boy ölçtükten sonra “Çin” Krallığı’nın hükümdarı olan Şe-Huang-ti galip gelerek bütün Çin’e hâkim olmuş ve imparator olmuştu. Memleketi birleştirdikten sonra manevi kuvvetleri de birleştirmek istiyordu.

Bu zamanlar Çin’in cenubunda Taoizm, şimalinde Konfüçyüsçülük hâkimdi. Bunlardan birincisi “mistik”, diğeri “ananeci ve rasyonalist” idi. İmparatorun felsefi hiçbir mezhebe karşı taassubu yoktu. Zamanın Konfüçyüsçüleri bu sırada sansör ve kontrollerini azıtmışlardı. Yüksek otoriteli imparator bu müdahalelere tahammül edemezdi. Başvekili Li-se ile derebeylik manevi sistemine de veda etmeye azmetmişti. Çin kavmini ölüm çukuruna kadar getirmiş olan bir sistem, imparatorluğun yaşatılması için yok edilmek lazım geliyordu.

Konfüçyüsçülerin münevverleri, İmparatorun merkeziyetçiliğine karşı geliyorlardı. Çünkü tarih telakkileri muhafazakâr olduğu gibi, eski devlet örneklerine besledikleri sadakat de kutsiyet hâline gelmişti. Bunun için İmparatorun tuttuğu siyaset onlara bir cinayet gibi geliyordu. Ne pahasına olursa olsun derebeyliği diriltmek istiyorlardı. Bu gaye ile yapmadıkları yoktu. Nihayet İmparator; bütün vilayetlerin valileri ile yüksek memurları ve Konfüçyüs münevverlerinin en ileri gelenlerini bir kurultayda toplayarak, bunların yeni hükûmet prensipleri hakkında ne düşündüklerini anlamak istedi. Kurultay açılır açılmaz Hun-Yu-Yue adlı bir Konfüçyüsçü söz alarak merkeziyetçiliği baştan başa kusurlu gösterdi. Çin’i kuran ilk hükümdarların rejimlerine dönülmesini istedi.

Bunun üzerine imparatorun başvekili; dillerine daima eski mukaddes hükümdarları dolayan, zaman ve mekân farklarını düşünmeyen, bir vakitler için faydalı olan ile bugün için zaruri olanı ayırmayan Konfüçyüsçülere karşı şiddetli ithamlarda bulundu. Eski hükümdarları kutlulaştıran sebebin eski kanunları oldukları gibi muhafaza etmeleri olmadığını, bilakis bunlardan zamana uygun olanları seçip gerisini yeni ihtiyaçlara göre yeniden yaptıklarını ve bunlardan hiçbirinin eskileri miskince taklit etmediklerini, zamanların ihtiyaçlarını anlamış münevver birtakım yasacılar olduklarını ve şimdiki imparatorun da bu şerefli eskileri taklit ettiğini, hatta bunların kurdukları devlet şekillerini bile aşarak krallığı büyütüp dirilttiğini söyledikten sonra Konfüçyüsçülerin bulunduğu tarafa dönerek:

“Takdir etmeleri icap eden ve eğer hakkıyla bilselerdi hayret ve takdirlerini menedemeyeceklerinde hiç şüphe olmayan bir hükûmete her vesilede püsküren bu iddiacı okumuşlar bilmem ne istiyorlar? Daima eskileri kutlulamak ve İmparatoru kirletmek ne için? Bütün gayretleriniz ruhlarda evvela için için hoşnutsuzluklar yaratmak, sonra da halkı ayaklandırmak değil midir?

Haşmetmeap! Sakınınız, bu adamlar tasavvur ve tahmin etmeyeceğiniz kadar korkunçturlar. Onların bütün hareketlerini, maksat ve zamirlerini ne vakitten beri dikkatle takip ettiğim ve güttükleri maksadı iyice bildiğim için en büyük düşmanı ben bu adamlarda görüyorum. Bunlar günün yirmi dört saatini ev ev, sokak sokak dolaşarak hakkınızda hiç umulmadık şayialar çıkartıyorlar. Bunların ağızlarına bakılırsa siz; mazinin bütün kıymetlerini kelbi bir iddia ile çiğneyen, imparatorluğu altüst etmek isteyen kibirli, taşkın, korkunç ve asi bir adamsınız.

Bir kanunu daha neşreder etmez bunun haksız yahut faydasız olduğuna hükmederler. Bir karar çıkartırsınız; derhal defe alırcasına çekiştirmeye ve var kuvvetleriyle sizi gözden düşürmeye çalışırlar. Umumi bir işe teşebbüs edersiniz; halkı aldattığınızı, tebaanızı ezdiğinizi ve hepsini kendi keyfinize kurban ettiğinizi söylerler. Siz ne söyleseniz, ne yapsanız onların hoşuna gitmez. Sizi daima eski kral hanedanlarından başka türlü hareket etmekle itham ederler. Hâlbuki daima tekrar edilen bu sözler tebaanızın kalbindeki muhabbet ve sadakati mahvediyor, hiç duyulmadan çimlenen birer isyan tohumu oluyor, kökleniyor, önüne geçilmezse dal budak salacak bir hâle gelecektir.

Hem de bu okumuş efendiler imparatorlukta ayrı bir sınıf olmuşlardır. Kendilerini beğenmiş ve sözde liyakatlerine her tarafta inanılmış olan bu adamlar için kendi fikirlerine uymayan her şey kötü, zamanımıza uymasına hiç imkân olmayan eski merasim ve köhne âdetlerden başka her şey çirkin, kendi nazarlarında bir kuvvet olan fakat hakikatte onları beşer cemiyeti için faydasız kılan boş bilgilerinden başka her şey faydasızdır.

Hâlbuki bu kurumlu bilgiçler kendilerini besleyen bu fikirleri hep kendi kitaplarından alıyorlar. Öyle ise bu kitaplar ortadan kaldırılmalı. Ancak bundan sonradır ki kurumlarını besleyen ve onlara kafa tutturan kaynaklar kurumuş olacaktır. Haşmetmeap! Doktorluk, ekincilik ve Fuhi’nin Kua’larını tefsir eden kitapları ile şerefli hanedanınıza ait tarih kitapları ve tefeülnameler istisna edilerek bizi boğan faydasız ve zararlı bütün kitapları ve bilhassa örf ve âdetleri ve eski ananeleri kılı kırk yararcasına tasvir eden eserleri yaktırınız. Bu hiç memnun olmazların ağızlarının tıkanacağı ve cüretlerine nihayet verileceği zaman bu zamandır; bu, şimdi yapılmazsa artık hiç yapılamaz. Bu efendiler iktidarınızın sınırlarını istediğiniz gibi tayin edebileceğinizi bilmeli ve uzun zamanlar alıkonmuş bir cezanın ne kadar müthiş olacağını, bundan sakınmak ve kurtulmak zahmetini ihtiyara bile tenezzül etmemiş olanlar artık öğrenmelidirler.”

İmparator, başvekilinin bu dehşetli teklifini derhal kabul etti ve kendisini hemen icraya memur etti. Milattan 215 yıl önce olan bu kitap tahribi vakıa cezri (köklü) olmuş ise de çok geçmeden bu tedbirlerin faydasız olduğu anlaşılmıştır. Çünkü okumuşlar, kutlu bildikleri eserleri ezberlemiş oldukları ve ezberden okuttukları için bunları istenilen zamanda yeniden yazabilirlerdi.

Bununla beraber bu imparatorun kurduğu imparatorluğun Çin’de asrımıza kadar devam ettiğine bakılırsa Konfüçyüsçülerin zamanlarındaki vakıaları ne kadar yanlış ve kısa gördüklerini teslim etmemek kabil değildir. Çin’in siyasi ve içtimai hayatında olduğu kadar manevi hayatında da kati bir dönüm noktası teşkil eden bu devirden sonra derebeylik bir daha baş kaldıramadığı gibi, bütün beşer tarihinin en parlak felsefi devirlerinden birinin de sonu gelmişti. Bunun için her iki tarafın birbirlerine karşı şiddet göstermeleri lüzumsuzdu.